Dogru kaynak Dogru kaynak Video Dogru kaynak Dogru kaynak

Hakaniye lehçesi ile yazılmış eserler

dogrukaynak » » Hakaniye lehçesi ile yazılmış eserler
Hit : 8959
Tarih : 6 Aralık 2010 0:22
Yükleyen : Dogrukaynak
Oy Ver (1/2844) :
Örnek eserler
Kutadgu Bilig

Atabetü'l-HakÖ¢yık

MiftÖ¢hü'l-Adl

Nehcü'l-FerÖ¢dis

Muînü'l-Mürîd

Kıssa-i Yusuf

Revnaku'l-İslÖ¢m

Codex Cumanicus

Seyf-i SerÖ¢yî VS. Konu İçeriği:

Gerçekte Kutadgu Bilig'le başlayan bir devirdir.

Bu şîveyle yazılan eserlerin başında 12. asır mahsullerinden sayılan Edib Ahmed Yüknekî'nin yazdığı Atabetü'l-HakÖ¢yık gelmektedir.. Dilin gelişmesi ele alınınca, az da olsa Kutadgu Bilig'den ayrıldığı görülen bu eser, daha çok bir nasihatnÖ¢medir. Edib Ahmed Yüknekî ise devrinde itibarlı bir şÖ¢irdir. Eserinde, Kutadgu Bilig'e nazaran daha fazla Arapça ve Farsça kelimelere yer vermiştir.

MiftÖ¢hü'l-Adl adlı fıkıh kitabıysa bu dönemde ayrı bir önem taşımaktadır. 14. yüzyıla kadar bu sahada görülen eserlerden Oğuz Kağan Destanı ve 14. yüzyılın başında Rabguzî'nin yazdığı Kısasü'l-EnbiyÖ¢'nın önemini belirtmek gerekir.

Müşterek Orta Asya şîvesi sadece doğuda varlığını sürdürmemiştir. Bu şîvenin batı ağzı bilhassa Batı Türkistan'da yeni ve canlı bir edebiyatın doğmasına sebep olmuştur. Harezm ve Sirderya (Seyhun) Irmağının güneyindeki yerler; Yedisu, Merv, Buhara gibi şehirler bölgenin kültür merkezi hÖ¢line gelmiştir. Burada Türklüğün Kaşgar, Kıpçak ve Oğuz şîveleri karışık olarak yaşadığından, yazılan eserlere de bu durum aksetmiştir. Bölgenin en önde gelen eseri Alioğlu Mahmud'un yazdığı Nehcü'l-FerÖ¢dis'tir. Eser daha çok hadisler ve açıklamalarıyla siyer-i Nebî cinsindendir. Fakat İslÖ¢miyet'e Ö¢it geniş bilgileri ihtiva etmesi, her çeşit halk tabakası için yazıldığını göstermektedir. Harezm şîvesi dalını en iyi şekilde aksettiren eserin edebî yönü ayrı bir değer taşımaktadır.

şeyh şerif Hoca tarafından yazılan Muînü'l-Mürîd de, şîve itibariyle Nehcü'l-FerÖ¢dis'e yakındır. Türkmenler arasında üstün tutulan eser, 14. yüzyıla Ö¢ittir. Hazermî'nin MuhabbetnÖ¢me'si de aynı asrın eserleri arasına girmektedir. Zemahşerî'nin Mukaddimetü'l-Edeb'i ise bu yüzyılda DîvÖ¢n ü LügÖ¢ti't-Türk'ü hatırlatır mÖ¢hiyettedir.

Dil bakımından yine aynı şîveye dahil olan, fakat nerede yazıldığı belli olmayan eserler de mevcuttur. Bunların başında 12. yüzyılda Ali'nin yazdığı Kıssa-i Yusuf gelmektedir. Eser, Kıpçak Türkçesi unsurlarını da taşımaktadır. Kutb'un Hüsrev ü şirin'i Kıpçak Türkçesi unsurlarını ihtiva etmesi bakımından Kıssa-i YÖ»suf'a yakındır. Böyle olmakla birlikte Altınordu sahasında yazılan bu eser Oğuz-Kıpçak Türkçesi ürünüdür. Hüsrev ü şirin, 1341 yılında Harezm bölgesinde Kutub mahlÖ¢sını kullanan bir Türk şÖ¢iri tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir. Eser, ayrıca NizÖ¢mî'nin aynı isimdeki eserinin Türk Edebiyatındaki ilk tercümesidir. Yer yer KurÖ¢n-ı Kerîm'den alınan sÖ»relerin bulunduğu eser, İran Edebiyatının tesiri altındadır.

Bölgenin diğer bir eseri, Revnaku'l-İslÖ¢m'dır. Eserde o devir Türklük hayatına bir hayli yer verilmiştir. Yalnız şeyh şeref'in yazdığı bu eser, daha ziyade Türkmen ağzı ile yazılmış ve pek fazla rağbet görmüştür.

14. asırda Kıpçak ili dil yadigÖ¢rları da, edebî yönden zikre değer eserlerdir. Bunların başında Kırım veya Kefe'de yazıldığı tahmin edilen Codex Cumanicus gelir. Eser, LÖ¢tin harfleriyle yazılmıştır. İki kısımdan meydana gelen eserin İtalyan bölümünü lügat, Alman bölümünü ise çeşitli dinî metinler meydana getirmektedir. Eserin Kıpçak Türkçesi'ni öğrenmiş misyoner rahipler tarafından yazıldığı tahmin edilmektedir.

Kuzeyde yazılan bu eserin yanında Kıpçak Türkçesi'yle güneyde, Mısır'da bilhassa gramer ve lügatçiliği ilgilendiren bir hayli eser vücuda getirilmiştir. Fakat edebî yönden bunlardan ayrılan yegÖ¢ne eser, 1391 yılında tamamlanan Seyf-i SerÖ¢yî'nin Gülistan Tercümesi'dir.

Müşterek Orta Asya Türkçesi'nin bütün edebî faaliyetleri, Kuzey-Doğu Türkçesi dil yadigÖ¢rları içinde yer aldığı için, geniş manÖ¢sıyla Çağatay Türk Edebiyatının birinci ve ikinci devresini meydana getirirler. Dar manÖ¢sıyla Çağatay Edebiyatı, Timur ve Timurlular devrinde meydana getirilen edebî mahsuller için kullanılmıştır. Timur ve şehzadelerinin sarayında, Türkçe konuşulurdu. Bu devre ait ilk eser, Ulu Tav'daki (Ulu Dağ) 1391 tarihli Timur Hanın Uygur harfleriyle yazdırdığı 11 satırlık bir kitÖ¢bedir.

Timurlular devrinin ilk şÖ¢iri, Mîr Haydar Harezmî'dir. Timur Hanın torunlarından İskender Mirza'nın (1409-1414) şÖ¢iri olan Mîr Haydar Harezmî, Mahzenü'l-EsrÖ¢r mesnevîsini onun adına yazmıştır. Eserin mevzuunu Nizamî'den almıştır. Tek nüshası Biritish Museum'da bulunan eser, 1858'de Kazan'da basılmıştır.

Bu devrin güçlü şÖ¢irlerinden olan Yusuf Emirî, Baysungur Mirza'nın (şlm. 1435) himayesinde bulunmuştur. Bu şÖ¢irin DîvÖ¢n'ından başka DehnÖ¢me'si ve Çagır ve Bang münazarası vardır. Eserdeki nesirlere bakılırsa Yusuf Emirî'nin kuvvetli bir nÖ¢sir olduğunu söylemek mümkündür. Herat'ın sanat ve edebiyat muhitinde yaşayan bu şÖ¢irin DîvÖ¢n'ı, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde bulunmaktadır. Çagır ve Bang eseriyle münazara türünün kuvvetli şÖ¢iri olduğunu ispat etmiştir.

15. asrın ilk yarısında Çağatay Edebiyatında, AtÖ¢yî görülür. Ahmed Yesevî'nin kardeşi İsmÖ¢il Ata'nın evlÖ¢dından olduğunu, Ali şîr NevÖ¢î haber vermektedir. Bu soydan olmasından dolayı, AtÖ¢yî mahlÖ¢sını kullanmış ve Yesevî tarîkatı şeyhlerinden, Mansur Ata, Zengi Ata, Süleyman Hakîm Ata gibi mutasavvıflara karşı büyük alÖ¢ka duymuştur.

Yine bu asrın şÖ¢irlerinden olan, Uluğ Bey devrinde kemalini bulan Sekkakî, Çağatay Edebiyatında mühim bir yer tutmaktadır. Timur Hanın şlümünü müteakip hükümdar olan Halil Sultan (1405-1410) adına bir kaside sunan SekkÖ¢kî'nin 1467 yılına varmadan öldüğü tahmin edilmektedir.

şÖ¢ir Lutfî'ye gelince 1366 yılında doğmuştur. Bu devrin büyük şÖ¢irlerindendir. şşhreti ve Türkçe şiirleri Irak'a kadar yayılmıştır. İskender Mirza adına Gül ü NevrÖ»z mesnevîsini yazmıştır. 1465 yılında 99 yaşında Herat'ta vefÖ¢t etmiştir. Bir bakıma Ali şîr NevÖ¢î'ye üstadlık etmiştir. DîvÖ¢n'ı vardır.

Timur Hanın torunu Mîranşah'ın oğlu olan Seyyid Ahmed Mirza da bu asrın şÖ¢irlerindendir. DîvÖ¢n'ının olduğu söylenirse de ele geçmemiştir. Sağlam tabiatlı ve temiz zihinli bir kimse olan Seyyid Ahmed Mirza'nın gazelleri ve kaside şeklinde şiirleri oldukça meşhurdur. Perişan hÖ¢linden bahseden ve şahruh'u metheden Taaşşuk-nÖ¢mesi'nin nüshası, British Museum'da bulunmaktadır.

Bu yüzyılın bir diğer şÖ¢iri, GedÖ¢î'dir. Ebü'l-KÖ¢sım BÖ¢bür'ün saray şÖ¢irlerindendir. Ebü'l-KÖ¢sım BÖ¢bür, kendisi de şÖ¢irdir. Yakînî'ye gelince Ok ve Yay münazarası ile dikkati çeker. Yine münazara türü üzerine eser yazan şÖ¢irlerden birisi, hayatı hakkında bilgi bulunmayan Ahmedî'dir. Ayrıca bu devrin mesnevî yazarlarından olan Durbig, YÖ»suf ile Zelîha adlı eserini yazmıştır.

15. yüzyılda Klasik Çağatay Edebiyatı devrinin kşkleştiği görülmektedir. Bu devir Çağatay Edebiyatının en yüksek devreye ulaştığı bir devirdir. Millî ruh ve şuurun ortaya çıkması, Türkçe'ye ehemmiyetin verilmesi bu devre rastlar. Ali şîr NevÖ¢î, Muhakemetü'l-LügÖ¢teyn'i bu açıdan ele alarak yazar. Sultan Hüseyin Baykara da bu devrin şÖ¢iriydi. O da Türk dilini müdÖ¢faa etmiş hatta bir de ferman çıkarmıştır. Hüseynî mahlÖ¢sı ile şiirler yazan Hüseyin Baykara'nın DîvÖ¢n'ı vardır.

Ali şîr NevÖ¢î'nin eserleri bir hayli fazladır. Bunların başında dört dîvÖ¢nını içine alan HazÖ¢inü'l-MeÖ¢nî adlı eseri gelmektedir. Ali şîr NevÖ¢î, yazdığı dîvÖ¢nlara göre hayatı dörde ayırmış ve her biri için bir isim vermiştir. DîvÖ¢nları; GarÖ¢ibü's-Sıgar, NevÖ¢dirü'ş-şebÖ¢b, BedÖ¢yiü'l-Vasat, FevÖ¢idü'l-Kiber adını taşımaktadır. DîvÖ¢nlarından başka MecÖ¢lisü'n-NefÖ¢is, Nesayimü'l-Mahabbe, Muhakemetü'l-LügÖ¢teyn ve Hamse'si vardır. Hamse'si; Hayretü'l-EbrÖ¢r, FerhÖ¢d u şîrîn, LeylÖ¢ vü Mecnun, Seba-i SeyyÖ¢re, Sedd-i İskenderî ve LisÖ¢nü't-Tayr adlı mesnevîlerinden meydana gelmektedir. MîzÖ¢nü'l-EvzÖ¢n ise edebî bilgileri ihtiva eden diğer bir eseridir. O, MecÖ¢lisü'n NefÖ¢is adlı tezkeresiyle Türk Edebiyatında tezkere yazan ilk şÖ¢irdir.

16. yüzyılda Çağatay Edebiyatının mümessili, Zahirüddîn Muhammed BÖ¢bür şah'tır (1483-1530). O Çağatay Türkçesi'nin NevÖ¢î'den sonra gelen en mühim simÖ¢sı ve edîbidir. Eserlerinde kuvvetli bir NevÖ¢î tesiri görülür. DîvÖ¢n'ının yanında Aruz RisÖ¢lesi, Mübeyyen adını taşıyan ve Hanefî fıkhına Ö¢it olan bir mesnevîsi vardır. HÖ¢ce Ubeydullahı AhrÖ¢r'ın eserinden Türkçe manzum tercümeleri ihtivÖ¢ eden RisÖ¢le-i VÖ¢lidiyye'si varsa da, asıl onu şşhretli kılan devrinin en mühim seyahat ve hÖ¢tırat kitabı olan ve kendi ismini taşıyan BÖ¢bürnÖ¢me'sidir. BÖ¢bür şah bu eserinde 1494 yılından başlayarak 1529'a kadar geçen vakaları yıl yıl anlatmıştır. Onun için bu esere VekÖ¢yi-i BÖ¢bür de denmektedir. Eser, büyük Türk bilgini Reşit Rahmeti Arat tarafından neşredilmiştir.

17. yüzyılda Çağatay Türk Edebiyatı, artık yükseliş devrini tamamlamıştır. Ancak bu asrın zikre değer şahsiyeti Yadigar Hanın torunlarından olan Ebü'l-Gazî Bahadır Han'dır. Bir Özbek hanı olan Bahadır Han (1603-1666) 1642 yılında Hive Hanlığı'nı elde ederek, 21 yıl saltanat sürmüştür. Eserlerini millî bir şuurla yazmış ve “Türk” lÖ¢fzına eserlerinin adında yer vermiştir. Belli başlı eserleri şecere-i TerÖ¢kime ve şecere-i Türkî adını taşır. şecere-i TerÖ¢kime'de, OğuznÖ¢meler karşılaştırılmış ve Türklerle ilgili Türkmen boyları arasındaki menkıbelere yer verilmiştir. şecere-i Türk'te ise, Bahadır Han, 15. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak kendi asrına kadar gelen ve Harezm'de iktidarı elinde tutan han Ö¢ilelerinin şeceresini yazmıştır. Fakat şmrü vefa etmemiş ve son 16 yapraklık kısmını, oğlu EnÖ»şe Han yazmıştır.

Asrın Çağatay Türk Edebiyatında yer alan diğer bir siması şÖ¢ir AllahyÖ¢r'dır. Daha çok tekke mensupları arasında iltifat gören AllahyÖ¢r (şlm. 1713) bir Nakşibendîdir. Türkçe'den başka Farsça ile de yazmıştır. Özbek Türkçesi ile yazdığı SebÖ¢tü'l-ւcizîn adlı manzumesi, en meşhurlarındandır.

18. yüzyılda Özbek Türk Edebiyatı, eski asırlara nispetle sşnmeye yüz tutmuştur. Olanlar halkın hafızasında kalmış ve meydana çıkan şifÖ¢hî edebiyat, nisyana karışmıştır. Bununla birlikte Halk Edebiyatı dalında FerhÖ¢dnÖ¢me, Cümcüme Sultan Destanı ve Tahir ile Zühre gibi eserler, ortada bulunan eserlerdir. Ayrıca destanî bir eser olan Satuk Buğra Han Tezkiresi'ni de burada zikretmek yerinde olur.

 »osmanlı devletinin balkanlara hakim olmaya başŸlamasından sonra burada meydana getirdiğŸi eserler,

Yorumlar

Adınız :

E-Mail Adresiniz :

Yorumunuz :

bu ne ya bu kadar kısa bilgimi olur zortttttttttttttttttttt

Yazan: murat | Tarih: 2010-12-15 16:18:24


çok güzel bir şŸey yazmışŸsınız tebrikler

Yazan: gamze | Tarih: 2010-12-08 13:08:46


daha doğŸru ve kısa bilgi

Yazan: güsel | Tarih: 2010-12-05 14:41:14